GÖÇMEN VE SIĞINMACI ÇOCUKLAR KAPATILMAMALIDIR

e-Posta Yazdır PDF

Mülteci Hakları Koordinasyonu, bugün yani 21 Mart’ta, IDC koordinasyonu ile 20’yi aşkın ülkede aynı anda başlatılan ve devletleri göçmen ve sığınmacı çocuklara yönelik alıkonma uygulamalarını sona erdirmeye çağıran küresel kampanyaya Türkiye’de start veriyor.

GÖÇMEN VE SIĞINMACI ÇOCUKLAR KAPATILMAMALIDIR

Hareket halinde göçmen ve sığınmacı çocuklar

Her yıl dünya çapında yüzbinlerce çocuk savaş, çatışma ve zulüm olaylarından dolayı mülteci durumuna düşüyor, ülkelerinden kaçmak zorunda kalıyor. Bu çocukların bir kısmı ya kendi ülkelerinde maruz kaldıkları şiddet olayları sırasında ailelerini kaybetmiş oluyor, ya da kaçış sırasında aile bireylerinden ayrı düşüyor. Bazen aileler ellerindeki bütün imkanları, çocuklarını güvenli bir ülkeye ulaştırmak için kullanıyor. Sonuç olarak her yıl Afganistan, Sudan, Somali gibi ülkelerden sayıları binlerle ifade edilen refakatsiz çocuk mülteci Türkiye’ye sığınıyor.

Devamını oku...
 

SATILAN SURİYELİ SIĞINMACILAR

e-Posta Yazdır PDF

Sonunda bu da oldu; Türkiye sığınma tarihine kara bir sayfa daha eklendi. Hemen tüm basının bildirdiğine göre Suriye’den Türkiye’ye sığınmacı olarak kaçan ve Hatay’daki kamplara yerleştirilen Albay Hüseyin Mustafa HARMUŞ ve Binbaşı Mustafa KASSUM aralarında MİT Hatay Bölge Müdürü ve mafya mensuplarının olduğu bir ekip tarafından Ağustos 2011 sonlarında bulundukları kamptan alındı ve yine bildirildiğine göre 100.000 USD karşılığında Suriye yönetimine “satıldı”. Suriye resmi televizyonlarında gösterilen iki sığınmacı subay “kandırıldıklarına” dair itiraflarda (!) bulundu ve Suriye İnsan Hakları Birliğine göre sonradan kurşuna dizilerek idam edildiler. Olaydan ancak 6 ay kadar sonra ise sığınmacıları satan ekibe yine MİT’in verdiği bilgiler doğrultusunda bir operasyon yapıldı ve “satıştan” elde edilen dolarlarla birlikte zanlılar yakalandılar ve çıkarıldıkları Mahkemece tutuklandılar. Doğrusu sürekli Suriye’deki insan hakları ihlallerine duyarlı olmak konusunda söylemi ön plana çıkan Türkiye adına oldukça yüz kızartıcı bir durum ile karşı karşıyayız.

Devamını oku...
 

SGK alanındaki düzenlemeler ve mülteci ve sığınmacıların sağlık hizmetlerine ulaşımı

e-Posta Yazdır PDF

İltica ve göç alanında çalışmalar yapan 10 sivil toplum kuruluşu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ve SGK Genel Müdürlüğü'ne, genel sağlık sigortası kapsamında yapılan düzenlemelerle Türkiye'ye sığınan mülteci ve sığınmacıların sağlık hizmetlerine erişimde yaşanacak zorluklara dikkat çeken bir mektup gönderdi.

Türkiye'ye sığınan 25 bin üzerindeki mülteci ve sığınmacının pek çoğunun barınma, beslenme gibi en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta büyük zorluklar çektiğine dikkat çeken 10 STK, mülteci ve sığınmacılara gönderilen ve  5510 Sayılı Kanun kapsamında genel sağlık sigortası için ayda kişi başına 212,76 TL prim ödemeleri gerektiğine ilişkin tebligatları ve sağlık hizmetlerine erişimleri konusunda  gelinen noktayı eleştirdi.

Alanda çalışan 10 STK, zaten son derece zor şartlarda yaşayan mülteci ve sığınmacıların ve acil, akut ve kronik hastalıkları olan tüm göçmenlerin sağlık hizmetlerinden ücretsiz, primsiz yararlanmaları için gerekli tedbirlerin alınmasını talep ettiler.

Devamını oku...
 

NEW REGULATIONS IN THE FIELD OF SOCIAL SECURITY IN TURKEY and ACCESS OF REFUGEES AND ASYLUM SEEKERS TO HEALTH SERVICES

e-Posta Yazdır PDF

In their letter addressed to President Abdullah Gül, Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan, Minister of Interior İdris Naim Şahin, Minister of Labour and Social Security Faruk Çelik,  Minister of Family and Social Policies Fatma Şahin and the General Directorate of Social Security, 10 NGOs1 working in the field of  asylum and migration draw attention to the fact that with the regulations made in the field of general health insurance, refugees and asylum seekers who seek protection in Turkey will face with serious problems in their access to health services.

The 10 NGOs criticise the latest point reached regarding the access of asylum seekers and refugees to health services and the official notifications requesting them to pay 212,76 TL monthly premium under the  Social Security Law numbered 5510 while over 25.000 refugees and asylum seekers in Turkey could hardly meet their most basic requirements such as shelter and food.

The NGOs call the President, Prime Minister and the Ministers to take urgent measures to enable asylum seekers and refugees as well as all those migrants with urgent, acute and chronic health problems to get free access to health services without being forced to pay any premium.

Devamını oku...
 

Mülteci Hakları Koordinasyonu'ndan yetkililere mektup: Hatay'daki Suriyelilere yönelik insan hakları ihlalleri araştırılsın

e-Posta Yazdır PDF

Beş insan hakları örgütünden oluşan Mülteci Hakları Koordinasyonu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na Hatay’daki sığınmacıların Suriye’ye zorla sınırdışı edildikleri iddiaları ile ilgili bir mektup gönderdi.

Mektupta Türkiye’ye sığınan Suriyeliler’in ulusal ve uluslararası hukuka aykırı bir şekilde, Türkiye yetkilileri tarafından zorla sınırıdşı edildiği iddiaları ile ilgili etkin bir soruşturma yapılması istendi.

Devamını oku...
 

LETTER TO THE AUTHORITIES FROM THE REFUGEE RIGHTS COORDINATION: HUMAN RIGHTS VIOLATIONS AGAINST SYRIANS IN HATAY SHOULS BE INVESTIGATED

e-Posta Yazdır PDF

Refugee Rights Coordination which consists of 5 human rights organizations from Turkey, sent a letter to President Abdullah Gül, Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan, Minister of Interior İdris Naim Şahin and Foreign Minister Ahmet Davutoğlu concerning the claims about the forced deportation of the asylum seekers  in Hatay to Syria.

Concerning the claims thet the Syrians who took refuge in Turkey were forcibly deported, against the national and international law, an effective investigation was requested in this letter.

Devamını oku...
 

Av Taner Kılıç: "Mülteciler Günü ardından Suriyeli mülteciler"

e-Posta Yazdır PDF

Bu yıl 20 Haziran Mülteciler Günü vesilesiyle mültecilerin sorunlarını özel olarak hatırlatmaya, değişik rakam ve istatistikler sunmaya hiç gerek olmadı.

Zira son aylarda Tunus, Mısır, Libya, Suriye ve son olarak yeniden Somali'deki gelişmelerden ötürü birçok insanın yollara düşerek güvenli bir sığınak aradığını birkaç aydır hemen her gün bütün dünya olarak medyadan takip ediyoruz. Bu yolculuklarda önemli sayıda insan yollarda kurban oldu; üstelik bu kez yaşamsal tehlike altında görülenlere kasten yardım edilmemesi gibi insanlık adına utanç verici tavırlara da tanık olduk. Son bir-iki aylık süreç içinde iyice yoğunlaşan Suriyeli mülteciler ise dünyanın her coğrafyasında ve tüm zamanlarda çok önemli olan bu insanlık dramını bize yine yakıcı bir şekilde hatırlattı. Genellikle pek de duyarlı olmadığımız geçmiş zamanlardaki veya uzak coğrafyalardaki insanların dramı şeklinde değildi bu kez. Can havliyle yollara düşen, üzerlerine doğru dürüst bir elbise ve ayakkabı bile alamadan kaçan insanları yanı başımızda görmek bizlere olayın ciddiyetini ve vehametini gösterdi.

Devamını oku...
 

20 HAZİRAN DÜNYA MÜLTECİLER GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

e-Posta Yazdır PDF

Geçtiğimiz hafta içinde komşu ülke Suriye’de 2011 Mart ayında başlayıp vahameti gittikçe artan hadiseler neticesinde ve özellikle geçen hafta Türkiye sınırına yakın Jisr Al-Shugour kentinde güvenlik güçlerinin sivil halka hücum etmesi üzerine binlerce Suriye vatandaşı Türkiye’ye sığındı. Hatay’ın Yayladağı, Altınözü ve Reyhanlı ilçelerinde Kızılay tarafından kurulan çadır kamplarda karşılanan Suriyeli mültecilerin sayısı 10 000’e yaklaştı. Devletlerin savaş ve zulüm olayları nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalmış mülteci durumunda kişilere yönelik koruma yükümlüklerini belirleyen 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin 60. yılında bugün Türkiye kendi ülkesinde barınamamış binlerce talihsiz insan için bir sığınma ülkesi. Ülkemize sığınan bu güç durumda insanlara sınırlarımızı kapatmamak, onlarla dayanışma içinde olmak hem uluslararası hukukun gereği, hem de bu ülkenin yurttaşları olan bizler için vicdani bir sorumluluk. Türkiye gerek her gün ve her gece çoluklarıyla çocuklarıyla korku ve belirsizlik içinde evlerini ülkelerini terk edip sınırlarımıza gelen Suriyeliler için, gerekse ülkemizde sığınma arayan diğer mülteciler için güvenli bir liman olmalıdır.

Bizler Mülteci Hakları Koordinasyonu’nu oluşturan 7 örgüt, ülkemize Suriye’den devam eden toplu sığınma hareketiyle ilgili olarak:

  • Hükümet’in ülkemize sığınan Suriyeli mültecilere sınırları açık tutma politikasını ve Hatay ilinde Kızılay imkânlarıyla kısa sürede seferber edilen destek ve karşılama faaliyetini memnuniyetle takip etmekteyiz.
  • Hükümet bundan sonraki süreçte de gerek yasal yollardan gerekse sınır boyundan Türkiye’ye sığınacak Suriyelileri kabul etmeye ve koruma sağlamaya devam etmelidir.
  • Gelen sığınmacıların ülkeye kabulü ve temel ihtiyaçlarının karşılanması sürecinde etnik köken, din ve benzeri etkenler etrafında herhangi bir ayrım gözetilmeksizin eşit yaklaşılmalıdır.
  • Sığınmacı grubu içinde bulunabilecek refakatsiz küçükler, kadın ve çocuklar ve diğer hassas grupların özel korunma ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik tedbirler alınmalıdır.
  • Sığınmacıların ülkeye kabul ve kamplarda barındırılma aşamalarında BMMYK Türkiye Temsilciliği yetkililerinin de müdahiliyetinden ve uzmanlığından istifade edilmelidir.
  • Kamplarda barındırılan Suriyeli sığınmacılara özellikle hem Suriye’de hem de Türkiye’de bulunan yakınlarıyla haberleşme ve yüz yüze görüşme imkânı tanınmalıdır; dış dünyayla temas ve iletişimleri önündeki kısıtlamalar derhal gözden geçirilmeli, kamplardaki sığınmacıların dış dünyayla haberleşme ve yakınlarıyla temas imkânları ciddi şekilde arttırılmalıdır.
  • Suriye bilindiği üzere Mart ayında başlayan olaylar öncesinde önemli sayıda Filistinli ve Iraklı mülteci için bir sığınma ülkesi durumundaydı. Türkiye’ye gelen sığınmacı grubu içinde özellikle bu tipten korunmaya muhtaç üçüncü ülke vatandaşlarının BMMYK’ya ve Türkiye’deki sığınma prosedürüne erişimlerinin sağlanması çok önemlidir.
  • Bugüne kadar Hatay ilinde kurulan kamplarda, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen faaliyetin düzenli ancak yeterince şeffaf olmayan bir yaklaşım içinde devam etmekte olduğunu değerlendirmekteyiz. Gerek kamplardaki genel durum ve ihtiyaçların tespiti ve karşılanması, gerekse işleyişin sivil denetimi ve hesap verebilirlik gerekleri açısından faaliyetin ulusal ve uluslararası uzman sivil toplum kuruluşlarının da izleme ve katılımına açılması gerekmektedir. Bu çerçevede, ilk olarak Mülteci Hakları Koordinasyonu’nu oluşturan 7 örgütü temsilen bir delegasyonun kamplara girişine izin verilmesini talep etmekteyiz.

Mülteci Hakları Koordinasyonu:
Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd)
İnsan Hakları Araştırmaları Derneği (İHAD)
İnsan Hakları Derneği (İHD)
İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD)
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER)
Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der)
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi (UAÖ)

ARKA PLAN BİLGİSİ

1951 Cenevre Mülteci Sözleşmesi’nin 60. Yılında Mülteciler ve Türkiye:

Bu yıl Mültecilerin Korunmasına İlişkin 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’nin 60. yıl dönümü. Hâlihazırda dünya genelinde, savaş ya da zulüm olayları nedeniyle ülkelerini terk etmiş yaklaşık 16 milyon insan mülteci durumunda. Türkiye, dünyanın en çok mülteci üreten Filistin, Afganistan, Irak, Somali gibi ülkeleriyle güvenli ve müreffeh Avrupa Birliği ülkeleri arasında bir köprü durumunda. Her yıl çok sayıda insan Türkiye üzerinden AB ülkelerine geçmenin yollarını arıyor. Ancak AB sınırlarını geçmek gittikçe zorlaşırken, giderek artan sayıda mülteci doğrudan Türkiye’ye sığınarak güvenlik arıyor. Şu anda Türkiye makamlarına ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Temsilciliği’ne kayıtlı yaklaşık 19 000 sığınmacı var. Bunların önemli kısmı Irak, Iran, Afganistan ve Somali’den kaçmak zorunda kalmış insanlar. Türkiye 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne bir “coğrafi sınırlama” ile imza attığından bu kişilere uzun vadede Türkiye’de iltica etme hakkı tanınmadığı için, bu 19 000 insan geçici olarak sığındıkları Türkiye’de BMMYK vasıtasıyla ABD, Kanada, Avustralya gibi üçüncü bir ülkeye yerleştirilme umuduyla bekliyorlar.

Türkiye’nin Sığınma Sisteminde Devam Eden Sorunlar:

Türkiye komşu ülke Suriye’deki gelişmelerden kaynaklanan toplu mülteci hareketi karşısında bugüne kadar iyi bir sınav vermiş olmakla birlikte, Irak, Iran, Afganistan ve diğer ülkelerden bireysel olarak ülkemize sığınıp İçişleri Bakanlığı ve BMMYK Türkiye Temsilciliği tarafından yürütülmekte olan “geçici sığınma” prosedürüne başvurmuş olan 19 000 civarındaki sığınmacı açısından sorunlar ve acil ihtiyaçlar devam etmektedir. Diğer yandan düzensiz hareket halindeyken yakalanıp geri gönderme merkezlerinde, havaalanlarında tutulan ve sığınma talebinde bulunan kişilerin sığınma prosedürüne erişimi noktasında sorunlar ve ihlal niteliğinde uygulamalar sürmektedir.

Bu çerçevede sığınma alanında devam eden mevzuat eksikliklerinin giderilmesine yönelik olarak, geçtiğimiz Ocak ayında Başbakanlık’a sevk edilen Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanun taslağının, yeni Meclis’in toplanmasına müteakip süratle yasalaşması son derece önemlidir. Taslağın yasalaşma sürecinde aralarında Mülteci Hakları Koordinasyonu üyesi 7 örgütün de bulunduğu uzman sivil toplum örgütlerinin ve BMMYK’nın nihai taslağa ilişkin eleştirileri ve iyileştirme önerileri ciddiyetle yeniden ele alınmalıdır.

Kısa vadede, özellikle geri gönderme merkezleri ve İstanbul Atatürk Havalimanı’nda tutulan kişilerden sığınma talebi olanların İçişleri Bakanlığı “geçici sığınma” prosedürüne ve BMMYK Türkiye Temsilciliği’ne erişimlerinin sağlanması Türkiye’nin uluslararası hukuk yükümlülüklerinin ve -yetersiz de olsa- mevcut ulusal mevzuatının açık bir gereğidir. Aynı bağlamda, kişilerin hukuka aykırı olarak zulüm ya da işkence tehlikesi altında olacakları ülkelere geri gönderilmesi uygulamalarına derhal son verilmelidir. Bu çerçevede hâlihazırda göç ve iltica alanındaki uygulamayı yürüten Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Hudut İltica Daire Başkanlığı faaliyetlerini hukuk devleti ve demokratik hesap verebilirlik kriterlerine daha uyumlu bir hale getirmek için çalışmalıdır.

Türkiye’nin Avrupa Birliği uyum süreci bağlamında sığınma ve düzensiz göç yönetimi alanında İçişleri Bakanlığı Göç ve İltica Bürosu koordinasyonu altında devam eden reform ve kurum oluşturma sürecinde, biz alanda çalışan hak savunucuları ve sivil toplum örgütlerinin katılım ve katkılarını sağlayacak şeffaf ve demokratik yaklaşım artarak devam etmelidir.

Açıklamayı pdf formatında buradan bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

 

Denizdeki mülteciler

e-Posta Yazdır PDF

Geçtiğimiz günlerde The Guardian gazetesinin ortaya çıkardığı bir felaket Türkiye ve Avrupa kamuoyunda oldukça geniş bir şekilde yer aldı: habere göre Libya’dan Avrupa’ya ulaşmak üzere yola çıkan ve içinde 72 sığınmacı ve göçmenin bulunduğu tekne yakıtı bitince denizin ortasında yardıma muhtaç bir şekilde mahsur kaldı.

Av. Taner Kılıç
Mültecilerle Dayanışma Derneği

Devamını oku...
 

M.S.S. v. Belçika ve Yunanistan (No. 30696/09)

e-Posta Yazdır PDF

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 21 Ocak 2011 tarihinde Belçika ve Yunanistan hakkında verdiği kararda (“M.S.S. v. Belgium and Greece” - AİHM Büyük Daire Kararı), Türkiye üzerinden Yunanistan ve Belçika'ya giden bir Afgan mültecinin Belçika'dan Yunanistan'a gönderilmesini her iki ülke açısından 3. madde ihlali olarak değerlendirdi. AB hukukuna göre Belçika'dan Yunanistan'a göndermeye bir engel olmamakla birlikte, AİHM Yunanistan’daki tutulma koşullarını da dikkate alarak, her iki ülkenin AİHS’nin 3. maddesini ihlal ettiği sonucuna vardı. Karar uyarınca, Belçika mahkeme masraflarıyla birlikte toplam 32,250 avro, Yunanistan ise 5,725 avro tazminat ödemeye mahkûm edildi.

Türkiye’nin taraf olduğu geri kabul anlaşmaları açısından da önem taşıyan bu karar İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) için Filiz Akgün tarafından Türkçeye çevrildi ve Av. Orçun Ulusoy tarafından gözden geçirildi. Kararı aşağıdaki bağlantıdan bilgisayarına indirebilirsiniz.

M.S.S. v. Belçika ve Yunanistan (pdf, 771 KB)

Kararın İngilizce orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

 

Türkiye Suriyelilere sınırlarını kapatmamalı

e-Posta Yazdır PDF

Basına ve Kamuoyuna

Yaklaşık 1 ay önce Türkiye’ye en uzun kara sınırı olan Suriye’de başlayan protesto gösterileri gün geçtikçe şiddetlenmektedir. Suriye hükümetinin özellikle son iki haftadır göstericilere askeri önlemlerle, ağır silahlar kullanarak karşılık vermesi yüzlerce sivilin öldürülmesine binlerce sivilin yaralanmasına neden olmuştur.

Suriye’deki bu kaos ortamından kaçarak güvenli bir yer arayan bir kısım Suriyeli, en yakın komşu ülke olarak gördükleri Türkiye’ye sığınmışlardır. 29 Nisan 2011 tarihinde Hatay’ın Yayladağı ilçesi sınırına gelerek Türkiye’ye sığınmak isteyenler Türkiye yetkilileri tarafından kabul edilmiş ve 252 Suriyeli sığınmacının güvenlik, barınma, gıda, sağlık ihtiyacını karşılamak üzere önlemler alınmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin topraklarına sığınan bu kişilere sınırlarını kapamamış olması Mülteci Hakları Koordinasyonu tarafından olumlu karşılanmakta; bundan sonra atılacak adımlara dair öneriler sunulmak istenmektedir:

  • Bundan sonra olası sığınma hareketleri için Suriye sınırının kapatılmaması, gelenlerin sınırdan geri çevrilmemesi, sığınma amacıyla gelenlerin koruma altına alınması gerekmektedir.
  • Suriye’den gelen sığınmacılar ülkeye kabul edilirken ve daha sonraki ihtiyaçlar karşılanırken etnik köken, din ve benzeri konularda ayrım yapılmaksızın eşit yaklaşılmalıdır.
  • Kendi imkânları ile ihtiyaçlarını karşılayabilecek olanların veya akrabalık ilişkisi nedeni ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile birlikte yaşamak isteyenlerin bu talepleri değerlendirmeye alınmalıdır.
  • Refakatsiz çocuklar için SHÇEK koordinasyonunda ve uzman meslek elemanları eşliğinde özel hassasiyetlerini gözeten uzun süreli önlemler alınmalıdır.
  • Sığınmacıların kabul süreciyle ilgili tüm aşamalarda sivil toplum örgütleri ile birlikte çalışılmalı, misafir edildikleri yerlere ve sığınmacılara sivil toplum örgütleri yetkililerinin erişimi sağlanmalıdır.
  • Sığınmacıların kabul ve sonraki süreçlerinde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) yetkililerine erişimlerinin sağlanması; BMMYK’nin tüm süreci gözlemleyebilmesine imkân tanınması gerekmektedir.
  • Türkiye’ye sığınanlar arasından 1951 Cenevre Sözleşmesi çerçevesinde mülteci statüsü almak isteyenlerin iltica başvuruları ayrıca ele alınarak, değerlendirilmelidir.
  • Her ne sebeple olursa olsun Suriye’deki çatışma ortamı sonlanmadan sığınmacılar ülkelerine geri gönderilmemelidir.

Suriye’den kaçarak Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan kişilerin koruma altına alınması, Türkiye sınırlarının bu kişilere kapatılmaması insani bir görev olmanın yanında 1951 Cenevre Sözleşmesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi Türkiye’nin de taraf olduğu belgelerle garanti altına alınmış, uluslararası insan hakları hukukunun da gereğidir. Türkiye’ye sığınan yabancıların durumunu düzenleyen 1994 Yönetmeliği’nin “Sınırlarımıza Topluca Gelen veya Sınırlarımızı Topluca Geçen Mülteci ve Sığınmacıların Ülkemize Kabul Edilmeleri Halinde Yapılacak İşlemler ve Alınacak Tedbirler” ile ilgili dördüncü bölümü Türkiye’nin de taraf olduğu bu sözleşmelere aykırılık teşkil etmeyecek şekilde titizlikle uygulanmalıdır.

MÜLTECİ HAKLARI KOORDİNASYONU
■ Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd)
■ İnsan Hakları Araştırmaları Derneği (İHAD)
■ İnsan Hakları Derneği (İHD)
■ İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD)
■ İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER)
■ Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der)
■ Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi (UAÖ)

 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 / 3

E-posta listesi

Bağlantılar

Hızlı erişim